Yaklaşık 19 yaşlarındaydım -29 da olabilir- ayrıntıları hatırlamıyorum, çünkü olay şu ana kadar benim için önemli değildi. Durup, ellerini inceleyip, üzgün bir şekilde  “Eskiden ellerim güzeldi” dediğinde, annem ve ben bulaşıkları yıkıyorduk. Herkes “Ne zarif ellerin var” derdi. Şimdiki hallerine bak. Tırnaklarımı yapmamın bir anlamı yok – artık kimsenin ellerime bakmasını istemiyorum

“Mm-hm,” ellerine bakmadan tepki vermiştim. Annemin güzel ellerinin, gür saçlarının ve hayranlık uyandıran biçimli vücudunun, hepsinin kaybı üzerine yakınması artık sıradanlaşmıştı. Gerçekten dibe vurmuş durumda olduğundan kuşkum yoktu, fakat haydi! Yaşlıysanız yaşlısınız, bunu aşın!

45.yaş günüme yakın, bir gün, işe gidiyorken direksiyondaki ellerime baktığımda gördüklerim karşısında duyduğum hayal kırıklığından dolayı arabayı kenara çekmek zorunda kaldım. Annemin ellerini kullanıyordum. İşte, yaşlılık lekeli, kabarmış damarlı ve buruşuk ciltli o eller –annemin ağıt yaktığı ellerin tam olarak aynısı. Kızım bana zehirli eleştirisini ilk kez kustuğunda bunu suçluluk duygusuyla atlattım ve kendimin de bir zamanlar nefret dolu bir kız olduğunu idrak ettim. Annemin bir zamanlar sahip olduğu özellikleri kaybettiğinden dolayı üzüntüsüne ilgisizliğimden dolayı benzer bir suçluluk duygusuyla doldum.

Şişkin dizler ve düzgün, gergin ciltli boynumun yerini almış tavuk boynuyla zaten uğraşıyordum. Fakat bu çok daha kötüydü. Boynum dik yakalı kazaklarla örtülebilir ya da operasyonla sıkılaştırılabilirdi. Dizlerim pek dikkati çekmiyordu, mini etekli günlerim artık kesinlikle geride kalmıştı ve hemen hemen tamamen pantolon giyiyordum. Fakat ellerim! Bir zamanlar güzel olan ve dikkati çekmeleri için yüzüklerle süslediğim ellerim. Neredeyse her parmağına yüzük taktığım ve bakmayı sevdiğim ellerim.

Dürüstçe söylemek gerekirse elleriniz hakkında yapabileceğiniz hiç bir şey yok. En pahalı losyonları boca edebilirsiniz ama kırışıklıklar hala kalır. Kahverengi lekeler üzerine cilt beyazlatıcıları sürebilirsiniz ama gerçekten kaybolmazlar. Ve o damarlar! Eğer o göze hoş görünmeyen damarları yok edecek cerrahi bir operasyon olsaydı eminim ki 50’nin üstündeki bütün kadınlar parmaklarına giden kandan memnuniyetle vaz geçerlerdi.

Fakat şimdi annemin ellerini hatırladığımda hiç de o kadar biçimsiz göründüklerini düşünmüyorum. İlk erkek arkadaşım beni terkettiğinde o elleri, gözyaşlarıyla ıslanmış yüzümden saçlarımı kaldırırken hatırlıyorum. O elleri, fırından yeni çıkmış, erimiş çikolatalalı kurabiyeleri daha dilimi yakacak kadar sıcakken bir tane yiyebileyim diye tepsiden kaldırırken hatırlıyorum. Onları bana ve sonra da çocuklarıma okuduğu kitapların sayfalarını çevirirken hatırlıyorum. Onları tabutunda yatan anneannemin elbisesini düzeltirken ve kalbinin üstünde tuttuğunda hatırlıyorum. Annemin elleri hakkında hatırlanacak hiç bir kötü şey yoktu. O ellerin her dokunuşu sevgi ve güzellikle doluydu.

Hala kalçamın sarkmasının durmasını ya da belimin mucizevi bir şekilde yeniden ortaya çıkmasını dilemekten vazgeçemiyorum. Fakat anneminkilere çok benzeyen ellerime baktığımda kırışıklıkları, lekeleri ve çarpılmış parmakları seviyorum. Ve çocuklarıma her dokunduğumda, ailem için özel bir şey pişirdiğimde ya da bir arkadaşı avutmak için elimi uzattığımda gerçekten annemin ellerini kullanıyorum.

www.wellpast50.com

“Neşe ve kahkaha olduktan sonra varsın kırışıklıklar gelsin.”
~ Schakespeare