çiçeroYaşlılığın tümünün yalnızca hastalık ve güçsüzlük olmadığını tartıştıysak da (örn. burada)  ve her ne kadar çoğu yaşlının “yaş= düşkünlük” bakış açısı nedeniyle kötülendiğini dikkate alma gereksinimimiz olsa da, beğenin ya da beğenmeyin, yaşlandıkça yavaşlarız.

Bu kendi başına kötü bir şey değil ve açıkça iyi bir şey olabilirdi -eğer daha iyi bir dünyada yaşasaydık . İki bin yıl önce Marcus Tullius Cicero yaşlılık için bir şeyler söylemiş:

“Büyük şeyler kas, hız ve fiziksel beceriyle değil ama düşünce, karakter gücü ve muhakemeyle başarılır.

Bu alıntıyı beğenen çoğu insan ikinci cümlede okumayı bırakır ki bu bence Cicero’nun söylemek istediğinin önemli kısmı buradadır.

“Bu nitelikler bakımından yaşlılık genellikle daha fakir değil, hatta daha zengindir.”

Batı kültürü bir kez işlerimizden, kariyerlerimizden, mesleklerimizden vb. emekli olduğumuzda (kendi seçimimizle ya da zorla), yaşamdan da emekli olduğumuzda israr eder, sanki maaş çekinden vazgeçtiğimiz anda işverenlerin bir zamanlar bize ödeme yaptığı bütün bilgi ve deneyimimizi kaybetmişiz gibi.

Ancak Cicero’nun açıkladığı gibi bizim yalnızca yaşlanınca kazanılan bir şeyimiz var:  yaşam boyunca topladığımız bütün yanlışlar, bütün başarısızlıklar ve bütün başarılarla kazanılan muhakememiz.

Bu, diyor bize Cicero, zengin bir kaynak ancak işe yaramadan gidiyor çünkü Amerikan yaşamı, kurumları ve hükümeti yaşlı insanlara değer vermiyor.

Birkaç yıldır büyüyen bir ‘farkındalıkla yaşam hareketi’ var, batı kültürünün çok ödüllendirdiği yapma, yapma, yapma yerine olmaya fazla zaman harcamak için.

Sanırım pek çok insan, yaşlılığa girdikçe, doğal olarak bu düşünceliliğe varıyor. Bedenlerimiz yavaşlamaya başladıkça dikkatimizi derin  düşünmeye, kendimiz dışındaki şeylere ilgi duymaya ve nasıl katkıda bulabileceğimize çeviriyoruz.

Dolayısıyla yaşlılıkta bedenlerimizin normal yavaşlaması yas tutulacak bir şey olarak değil ama tersine genel iyilik için kullanılacak bir değer olarak iyi karşılanmalıdır. İyi karşılamak, yani eğer öyle bir dünyada yaşasaydık ki yaşamıyoruz.

Ancak biz yaşlı insanların kültürel kabüle geri çağrılmayı beklemeye ihtiyacımız yok –nasıl olsa yakın zamanda olmayacak. Kendi başımıza yapacağımız o kadar çok şey var ki.

Kişisel bir örnek. Son sonbahardan beri benim bölgemde yaşlı insanların kendi evlerinde şimdi ve geçmişte olduğundan çok daha uzun bir zaman yaşlanmasını çok daha kolaylaştıracak bir Köy oluşturacak olan bir gruba dahil oldum.

Bu hafta bir akşamki bir toplantıda ilk birkaç komitemizi kuruyor, nelerin yapılmasının gerekli olduğunu, o konularda nasıl ilerleneceğini, gereksindiğimiz bilgiyi nereden edineceğimizi ve sonra hangi adımların atılacağını tartışıyorduk.

Odada sorulan, yanıtlanan ya da tablolanan konular uçuşuyordu; komitelere üye olmak için eller kalktı; bilgi alışverişi yapıldı; yüzlerce yıllık kollektif deneyimimizi iyi bir yolda kullanmaya hevesli bir grup zeki insandan çıkan çok fazla coşku. Ve hepimiz 65 yaşın üstü ve daha yaşlıyız.

Kuşaklar boyu kullanılabilecek yaşlı insanlar yararı için bir halk projesine  -kasla, hızla ya da beceriyle değil ama fikirle, düşüncelilikle, karakter ve muhakeme gücüyle elde edilebilecek bir şey- kendilerini adamış seçkin bir grup yaşlıyla çalışıyor olmak öylesine heyecanlı ki.

http://www.timegoesby.net/weblog/2014/02/not-by-muscle-speed-or-dexterity.html

“Gençliğin yaşı yoktur.”
~ Pablo Picasso