yeni başlangıçGİRİŞ

21.yüzyılda, dünya gitgide daha hızlı yaşlanıyor. Bilimdeki ilerlemeler, yaşam konforunun ve hijyenin artması nüfus yapısını değiştirdi. Her yeni yıl yaşam süresi beklentimize bir ay daha ekliyor. Her iki çocuktan birinin yüz yaşını geçeceği söyleniyor. Kuşaklar dört hatta beş düzeye ayrılıyor. 65 yaşından sonra anne-babalarımızın hala hayatta olacağını kim hayal edebilirdi ki?

Dünyada, 65 yaşı üzeri altı yüz milyon kişinin sayısı sürekli artıyor. Elli yıla kadar sayıları iki milyarı bulacak! En yaşlılar zengin, gençler ise yoksul ülkelerde olacak. İnsanlık tarihinde görülmemiş devrim bu.

Günümüzde 60 yaşın üzerindekiler “aktif emekliler” haline geldiler. Artık erkekler de uzun yaşıyor. 75 yıllık yaşam beklentileri onların da ortalama olarak 83 yaşına kadar yaşayan kadınların yanında yaşamlarını sürdürmesine olanak veriyor. Böyle olunca, çiftler uzun yıllar birlikte yaşayıp 60.  evlilik yıldönümlerini kutlayabiliyorlar.

EMEKLİLİK

Salon emeklilik partisi için süslenmişti. Salonda dev harflerle yazılmış pankart Gerard’ın hemen gözüne çarpmıştı: “Güle Güle Gerard!”

Biraz sonra salonda ışıklar söndü ve mumlarla kaplı dev pasta alkışları aydınlattı. Hemen ardından korktuğum çığlık yükseldi:

-Konuşma yap! Konuşma yap, Gerard!

Tabii ki hiçbir hazırlık yapmamıştım. Oysa bundan kaçamayacağımı biliyordum. Kendi görmezden gelme isteğimin tuzağına düşmüştüm. Rengim mora çalıyordu ama zorunlu olarak attım kendimi kürsüye…

Komanın eşiğindeymişim gibi, tüm hayatım gözlerimin önünden geçti. Evlilik, çekingen bir şekilde işyerine gelişim, çocuklarımın doğumu, ilk takım elbisem, kelliğim, göbeğim, ortadan kaybolan mesai arkadaşlarım… Sıra bendeydi. Dinleyicilerim sabırsızlanıyordu. Heyecanımı kontrol altına alarak konuşmaya başladım:

-“Bu şirkette geçirdiğim otuz dört uzun yıldan sonra, yetişkin bir erkek olarak tamamını sizin yanınızda, çoğunlukla burada ve biraz da eşim ve çocuklarımla geçirdim. Geldiğimde genç ve cıva gibi, merdivenleri dörder dörder çıktığım günlerden, asansöre bindiğim-çalışırsa tabii-günlere kadar geçen koca bir hayat. Çoğunuzun yaşlandığınızı gördüm, anma kendime bakmadım; yaşlılık hikâyeleri başkaları içindi. Gelin görün ki bugün, giden benim. Hepinize, özellikle de en eskilere, bütün o günaydınlar, gülümsemeler ve gündelik küçük nazik davranışlar için teşekkür ederim. Hayatı hayat yapan o küçücük değersiz şeyler için: onlar olmasa boşluğa düşeriz. Ayrıca şirketimize de teşekkür etmek isterim, otuz dört yıl boyunca, bugün birçok gencin yaptığının aksine iş değiştirme derdine düşmeden sadık bir çalışan olarak kalmama izin verdiği için.”

Hiçbir hazırlık yapmadığım halde, şaşırtıcı bir itkiyle konuşmuştum. Dinleyicilerim sakin, biraz da hayret içindeydi. Herkes, düşünceli bir halde beni izliyordu. Tam yerlerine dokunmuş olmalıydım. Hepimiz yaşlanıyorduk ve herkes bir gün gidecekti. Gidenden geriye belli belirsiz bir anı kalacak, o da zamanla yok olacaktı…

Emekliye Ayrılmak

Emekliye ayrılmak geri dönüşü olmayan bir aşamadır: on yıllarca süren uzun ve zorlu çalışmadan sonra, üretken varlığın ölümüdür. Bekleyen ama aynı zamanda da çekinilen bir zamandır.

Emekliliğin sebep olduğu kayıplar her zaman sarsıcı olmak zorunda değildir. Artık çalışmıyor olma hali, kişiden kişiye çok farklı şekillerde yaşanır. Bazı şirketler, ileri yaşlardaki çalışanlarını emekliliklerine hazırlamaya teşvik eder. Kimileri, aşamalı bir emeklilikten yaralanıp, iş yaşamlarından yumuşak bir geçişle ayrılabilir.

Emeklilerin çoğu, işten ayrılmaktan son derece mutludur. Üretim personeli olarak yeterince emek vermişlerdir, artık kendileriyle ilgilenmeye hakları vardır. İşlerini kaybederken, yitirmiş oldukları en değerli unsurlara; zamana, uykuya, bedensel forma, yakınlarına yeniden kavuşurlar…

Kaçınılmaz tarihe bir yıl kala, kendinizi bundan sonraki hayat diliminizi düşünmeye zorlayın. Çılgınca bile olsalar, projeler geliştirin. İşi bırakacak olma fikrinin içinizi kemirmesine izin verin. Yaşayacağınız şokun şiddeti azalır, bitişi daha iyi göreceleştirebilirsiniz.

On yaşında, çocukluk kaçıp gider. Otuz yaşında, kaygısızlık ailevi ve mesleki sorumlulukların içinde yok olur. Altmış yaşında, her şeyin bir sonu olduğu düşüncesi yoğun olarak hissedilir, ileri yaştakiler, önlerinde yirmi ya da otuz yıl daha da olsa da, yaşamanın artık geride kaldığını düşünürler. Toplumbilimsel açıdan, ardı ardına gelen bu kopuşlar, sosyal varlığı oluşturan evrelerin belirleyicisi olagelmiştir. Buna, biyografik kronoloji (yaşamöyküsel zamandizimi) deniyor.

Her yeni evrenin, başlangıcını vurgulayan bir geçiş dönemi vardır. Kuşkularla, kaygılarla dolu, geçmişe özlemin izlerini taşıyan bir andır bu. Başka karar dönemlerinde olduğu gibi, emeklilikte bu dönem bir ya da iki yıl sürebilir. Ondan kaçmak için alelacele baş döndürücü etkinliklere atılmaktan sakınmak gerekir. Az ya da çok yoğun bu hüzün dalgasının varlığını kabullenmek, onu sonun başlangıcı gibi değil de bir olgunluk sınavı olarak kabul etmektir.

İnsan Kaynakları yöneticilerinin üçte ikisi elli yaşın üzerindekilerini işe almıyorlar. Halbuki 60 yaşındakilerin çoğu iyi çalışabilecek durumdadır. Mesleki performans bakımından yaş piramidi gün geçtikçe daralıyor: otuz-elli yaş arası! Geriye kalan yirmi yıllık bir meşruiyet dönemi kalıyor. Yüksek diplomalı gençler, kendilerinden öncekilerin zamanında sahip olduğundan daha düşük pozisyonlara talip oluyorlar.

Bedensel bir çöküşün işareti olan fizyolojik rahatsızlıklar ortaya çıkar (yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bel ağrıları…) Bu durumda, iş yaşamının sonu bu uzun, utandırıcı hastalık süreci içinde gelir. Veda partisi verilmez, geriye sadece rahatsız edici bir anı kalır. “Çürük” statüsüne yol açan bu düşkünlükten kurtulmak için yıllar gerekir. Toplumsal utanç ancak yasal emeklilik yaşı, yani herkes gibi mali destek alarak yaşama hakkından faydalanma zamanı geldiğinde silinir.

Toplumsal Kimlik

Birbirlerini tanıyabilmek için, kişiler kendilerini nitelikleriyle tanıtır. Araba tamircisi, tesisatçı, hekim ya da öğretmen adlarından önce işleriyle tanıtırlar. Emeklilikte, bunun tam tersi olur.

Geçmişleri ne olursa olsun, emekliler işlerini daima biraz gururla ve özlemle anarlar. O zamanlar, dünya karşısında kendilerine bir değer kazandıran işleri ile tanınırlardı. Oysa artık isimsiz emeklilerden başka bir şey değildirler. İşçi, mühendis ya da bankacı, aynı kefeye konur. Prestijin ve gücün getirdiği imtiyazlar sona erer.

Toplumsal kimliğiniz sizi kolay bırakmaz. Toplumda görünmek zorunda olmadığınız gerekçesiyle özensiz giyinmeye başlamayın. Tayyörlerinizi ve takım elbiseleriniiz eski bir eşofmana değişmeyin. Düzenli olarak tıraş olmaya ve makyaj yapmaya devam edin. Haftada en az iki kez, eski beğenilme isteğinizi ve zarafetinizi bulmaya zorlayın kendinizi ve dışarı çıkın. Her şeyden önce kendimiz için varız ama başkalarının bakışlarında var oluruz.

Kısa Öneriler:

  • Kendinizi zaman boşluğuna bırakın. Bu gerekli bir geçiştir.
  • Emeklilik döneminizi yapılandırmadan önce kendinize bir ya da iki yıllık bir tatil tanımak uygun olur.
  • Kendinizi dalgaya bırakın ki, ihtiyaçlar ve istekler ortaya çıksın. Bununla birlikte, kendinizi televizyon-okuma-tamirat-bahçe işleri rutinine de kaptırmayın.
  • Kendinizi ödüllendirin: kırk yıllık uzun ve zorlu bir çalışmanın sonunda, buna hakkınız var.
  • Gerçekleşmemiş hayallerinize geri dönün. Geçmişte onları neden birkenara bırakmanız gerektiğini anlamaya çalışın.
  • Hiçbir şey yapmadığınız için kendinizi suçlu hissetmeyin. Bu, eskiden içtiğiniz alelacele sabah kahvesi gibi gündelik küçücük zevklerin tadına varmaya nihayet zaman ayırmanın tek koşuludur.

Devam edecek…

*Philippe Hofman: EMEKLİLİK: Yeni Bir Başlangıç (Keşifler, İmkânlar, Fırsatlar)

Özet: Halit Yıldırım

 

 

 

 

“Yaşamın en değerli armağanlarından bazıları yalnızca yaşla elde edilir.”
~ Gene Cohen